“Süper güç” sıfatıyla nitelendirilen Amerika’nın bile başkanını “Değişim” vaadi ile seçtiği bir zamanda yaşıyoruz. Tüm sistemler değişim üzerine kurulu. Pazarlama, markalaşma, büyüme… Üretimde de her zaman değişime ihtiyaç vardır. Ürettiğiniz bir ürünün tasarımı asla ilk ürettiğiniz versiyondaki gibi kalmıyor. Ürünü sürekli gözden geçirip, tasarımıyla, işlevleriyle ilgili bir takım ayarlamalar ve değişimler yapmak gerekiyor.
Yapılan değişiklikler her zaman üretimi daha kolay ve hızlı, maliyeti daha düşük kılmalıdır ki verimlilik artsın. Başka bir deyişle, verimlilik daha az girdi ile daha çok ve daha hızlı çıktı almaktır.
Değişimle başladık verimliliği anlatan bu yazımıza. Gerçekleştridiğimiz değişimlerde paralel olarak referans alabileceğimiz en önemli iki kavram bilim ve teknolojidir. Bilim ve teknolojideki değişimleri çok yakından takip eden ve bu değişimleri üretim hattına doğru zamanda ve doğru şekilde entegre eden her üretici firma mutlaka verimliliğini arttırır.
Bilim ve teknolojideki gelişmeleri takip etmek kadar önemli olan bir başka değişim şekli ise, üretimde farklı bir anlayışa yönelmektir. Örneğin, hammadde işlemenin maliyetinin fazla olduğu durumlarda, yarı mamül olarak aldığınız ürünün üretimini tamamlamak da düşünülebilir. Böylece hammadde işleyen üretim hattınızı devreden çıkarmış ve işin daha karlı kısmıyla ilgilenmiş olursunuz. Bu her sektörde her zaman böyle olacak bir durum değil şüphesiz. Sadece bir örnekti. Kendi çalışma ortamınızı analiz edebilir ve üretimde karınızı düşüren kısımları by-pass etme yoluna gidebilirsiniz.
Verimliliği arttırabilecek bir diğer nokta ise, organizasyonel yönetim şemanızdaki yerleri doğru belirlemeniz, eksik yönetim birimlerini başlatmanız, külfetli ve başka birimlerin üstlenebileceği yönetim birimlerini sonlandırmanızdır. Hiç bir iş yerinde, yönetim kadrosu ve kadronun görevleri “değiştirilemez” nitelikte olmamalıdır. Bu, kurumun dinamik yapısını sonlandırır ve kurumu hantal bir yapıya bürüyebilir. İki adet müdür yardımcısı size fazla geliyorsa, işleri bu şekilde sürdürmenin anlamı yoktur. Genellikle, bir kişinin yapabileceği bir iş iki kişiye verildiğinde, bir kişinin yapacağından daha az iş yapılır. Bu unutlmamalıdır. Aynı şekilde, iki kişinin yapabileceği bir iş bir kişiye yüklendiğinde, işler aksar. Yönetim yapınızda değişiklikler yapmanız gerektiğinde, arkadaşlık ilişkilerini bir kenara bırakıp acilen eyleme geçmelisiniz.
Üretim hattınızı oluşturan makine ve tazgahları her zaman tam verimlilikle kullanmaya çalışın. Boş bir makina, her zaman verimsizliğin göstergesidir. Bir anda ihtiyacınızdan fazla tezgah ve makina ile iş yerini donatmak yerine, öncelikle temelde ihtiyaç duyduğunuz makina ve tezgahları alın, sonrasında büyümeyi de karşınıza çıkacak yeni makina ve tezgah ihtiyaçlarına göre kademeli olarak gerçekleştirin. Yanlış veya zamansız makina ve tazgah alımı anlamsız külfettir. Anlamsız külfet her zaman verimsizlik doğurur. Aynı miktarda ve nitelikte işi yapan iki üretici firma düşünelim. Birinin elinde tam ihtiyacı olacak kadar makina ve tezgah var. Bütün hattı aynı anda aynı verimle çalışıyor. Başka bir kurumdaysa haddinden fazla makina ve tezgah bulunuyor. Emin olun ki, ilk firmadaki işveren de işçi de çok daha mutludur. Çünkü tam verimle çalıştığını hissetmekte ve işine konsantre olmaktadır. Boşta yatan makinası olmadığı için de, içinde kuşku yoktur.
“Kaliteli girdi” de, verimliliğin en önemli faktörlerindendir. Üretimde daha ucuz olduğu için tercih edilen kalitesiz girdi, üretimde yavaşlamaya, duraklamaya ve daha önceden hesap edemeyeceğiniz başka sorunlara yol açıp kaliteli girdi kullanmaktan daha büyük maliyetlere yol açabilir. Sonuçta da hem daha fazla harcama yapmış, hem de daha kalitesiz ürün üretmiş olursunuz.
Kaliteli girdinin en önemli unsuru kaliteli iş gücüdür. Kaliteli iş gücü, yapacağı iş konusunda yeterli eğitimi almış, yeterli beslenmiş ve dinlenmiş, iş kazalarından korunan, iyi yönetilen, işi sahiplenen ve sorumluluk alabilen çalışanlardır. Bu konuda, hem işverene hem de devlete iş düşmektedir.